Türkiye’de dijitalleşmenin karanlık yüzü, Enstitü Sosyal’in “Türkiye’de Dijital Kumar: Görünüm, Dinamikler ve Mücadele Stratejileri” raporuyla gün yüzüne çıktı. İTÜ Süleyman Demirel Kültür Merkezi’nde tanıtılan rapor, kumarın bireysel bir bağımlılık olmaktan çıkıp kamusal alanı ve aile birliğini sarsan bir “toplumsal kansere” dönüştüğünü gösteriyor.
Doğurganlık Nüfusu Neden Azalıyor?
Araştırmanın en sarsıcı bulgusu, nüfus artış hızındaki düşüş ile dijital kumar arasındaki bağ oldu. Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan, saha çalışmalarında eşler arasındaki güven sorununun temelinde dijital kumar ve bahis bağımlılığının yattığını saptadıklarını belirtti. Maddi kayıplar ve gizli yürütülen bu süreç, aile içindeki güveni yok ederek çocuk sahibi olma kararını doğrudan olumsuz etkiliyor.
Çocuk Oyunları ve “Yatırım” Maskesi
Raporda, tehlikenin boyutunun çocuklara kadar indiği vurgulandı. Dijital çocuk oyunları içerisine yerleştirilen “mikro kumar” desenleri, küçük yaştaki bireylerin zihninde kumarı normalleştiriyor. Öte yandan yetişkinlerin, riskli kaldıraçlı işlemleri “yatırım” olarak meşrulaştırması, bağımlılığın fark edilmesini ve tedavi sürecini geciktiriyor.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, dijital dünyanın getirdiği bu karmaşık sorunun geleneksel yöntemlerle çözülemeyeceğini, kurumlar arası ortak bir akıl ve teknoloji odaklı yeni mücadele stratejileri geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
