Kaynak: www.ntv.com.tr

Halk arasında ince hastalık olarak da bilinen verem, sadece akciğerleri değil, kan ve lenf yoluyla vücudun birçok organını etkileyebiliyor. Veremin belirtileri genellikle grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla karıştırılıyor.

Uzmanlar 4 -10 Ocak Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası nedeniyle yaptığı açıklamalarda önemli konulara değindi.

 

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, “Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine de yayılabilir” dedi.

Verem diğer adıyla tüberküloz özellikle başlangıç evresindeyken üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE) ve grip ile karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir.

 

Veremin tıp dilindeki adıyla tüberkülozun “Mycobacterium tuberculosis” (verem basili) adı verilen, dış ortama dayanıklı ve çok yavaş çoğalan bakterinin neden olduğu, bulaşıcı ve tedavi edilmediğinde ölümcül olabilen kronik bir enfeksiyon hastalığı.

 

Halk arasında sinsi ilerlemesi ve vücudu zayıflatması nedeniyle “ince hastalık” olarak da bilinir. Verem denilince akla ilk olarak akciğerler gelir ki, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde akciğerler etkilenir. Ancak bu bakteri kan ve lenf yoluyla vücudun diğer bölgelerine (omurga, böbrek, beyin zarı, kemikler ve lenf bezleri) de yayılabilir.

GRİPLE ÇOK SIK KARIŞTIRILIYOR

Üst solunum yolu enfeksiyonları ve grip, başlangıç evresinde verem ile sıklıkla karıştırılabilir. Bu benzerlik, maalesef tüberküloz tanısının gecikmesine neden olan en büyük faktörlerden biridir.

 

Üst Solunum yolu Enfeksiyonu, grip ve veremin solunum sistemini etkilemesi neticesinde öksürük, halsizlik ve yorgunluk, hafif ateş gibi belirtiler ortaktır. eğer öksürüğünüz 2 haftayı geçtiyse, “üşüttüm, sigaradandır, geçer” demeyin. Özellikle Bursa gibi havası nemli ve kışın hava kirliliğinin görülebildiği bölgelerde, bu belirtiler çok sık maskelenir.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 sonu raporlarına göre, verem’in dünya genelinde bulaşıcı hastalıklardan kaynaklanan ölüm listesinde yeniden ilk sırada yer alıyor.

 

Yılda 10,7 milyon yeni vaka ve 1,2 milyon ölüm kaydediliyor. Pandeminin etkisiyle COVID-19 süreci küresel verem mücadelesinde yaklaşık 8 yıllık bir gerilemeye neden olmuş; 2026 yılı bu kaybın telafisi için “Hızlanma Yılı” ilan edilmişti. Ülkemiz, uyguladığı “Ulusal Tüberküloz Kontrol Programı” ile dünya standartlarının üzerinde bir başarı sergiliyor.

Türkiye geneli 2005’te 20 binin üzerinde olan vaka sayısı, günümüzde 9.000 – 9.500 bandına geriledi. İnsidans hızı 100 bin kişide 10,3’e düşerek Türkiye’yi “eliminasyon” (yok etme) eşiğine taşıdı. Sanayi ve nüfus yoğunluğu bakımından kritik önemdeki Bursa’da, yıllık kayıtlı hasta sayısı 350-400 arasında. Bursa, yüzde 95’e varan tedavi takip başarısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergiledi.

 

Tüberküloz basili hava yoluyla da bulaşabiliyor.  Peki, belirtileri neler?

 

2 haftayı geçen inatçı öksürük, gece terlemesi ve inatçı ateş, iştahsızlık ve hızlı kilo kaybı, halsizlik ve göğüs ağrısı gibi belirtilerin olması durumunda vakit kaybeden Aile Sağlığı Merkezlerine başvurulmalı. Tanı kesinleştiğinde veya güçlü şüphe olduğunda bu kez Verem Savaş Dispanserlerine gidilerek sürecin buradan yönetilmesi gerekir. 

 

Tedavide kullanılan tüm ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından hastalara teslim edilmek üzere gönderilir ve ilaç temini buradan sağlanır. Tüberküloz teşhisi konulan bir hasta, tedaviye başladıktan 2-3 hafta sonra bulaştırıcılığını kaybeder. Ancak tam iyileşme için ilaçların en az 6-9 ay boyunca, Verem Savaş Dispanserleri gözetiminde (DGT) düzenli kullanılması şarttır. Tedavinin yarım bırakılması, ‘İlaç Dirençli Verem’ gibi tedavisi çok daha güç ve maliyetli bir tabloya yol açabilir.

Habere git