Sağlık Bakanlığının istatistiklerinde yer alan verilere göre Türkiye’de hekime müracaat sayısı 2002’de yaklaşık 209 milyonken 2024’te 1 milyar 48 milyona yaklaştı. Kişi başına yıllık hekime müracaat sayısı da 3,1’den 12,2’ye yükseldi. Peki bu tablo sağlık çalışanlarının iş yükü hakkında ne söylüyor?
Türkiye’de sağlık hizmetlerine başvuru sayısı son 20 yılı aşkın dönemde dikkat çekici ölçüde yükseldi. Sağlık Bakanlığının istatistik yıllıklarında yer alan veriler, hekime müracaat sayısının 2002’den 2024’e uzanan dönemde yaklaşık beş katına çıktığını gösteriyor.
Bu artış, sağlık hizmetlerine olan talebin büyüklüğünü ortaya koyarken hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının çalışma koşullarına ilişkin önemli bir soruyu da gündeme getiriyor: Sağlık hizmetlerine başvuru sayısı bu kadar artarken insan kaynağı ve çalışma kapasitesi aynı ölçüde gelişti mi?
Hekime müracaat sayısı 209 milyondan 1 milyarın üzerine çıktı
Sağlık Bakanlığının yayımladığı istatistiklerde, 2002 yılında Türkiye genelinde toplam hekime müracaat sayısı yaklaşık 209 milyon olarak yer alıyor.
2024 yılında ise bu sayı 1 milyar 47 milyon 877 bin 901’e ulaştı.
İki yıl arasındaki karşılaştırma, hekime müracaat sayısının yaklaşık beş katına çıktığını gösteriyor.
| Gösterge | 2002 | 2024 |
|---|---|---|
| Toplam hekime müracaat | Yaklaşık 209 milyon | 1 milyar 47,9 milyon |
| Kişi başına yıllık müracaat | 3,1 | 12,2 |
Bu veriler, sağlık sisteminin karşılaştığı hizmet talebinin uzun dönemde ne ölçüde büyüdüğünü gösteren önemli göstergeler arasında bulunuyor.
Kişi başına hekime müracaat 3,1’den 12,2’ye yükseldi
Toplam başvuru sayısındaki artışın yanında kişi başına müracaat verisi de dikkat çekiyor.
2002 yılında kişi başına yıllık hekime müracaat sayısı 3,1 seviyesindeyken 2024 yılında 12,2’ye ulaştı.
Başka bir ifadeyle, istatistiklerde kişi başına düşen yıllık hekime müracaat sayısı yaklaşık dört katına çıktı.
Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bu gösterge, her vatandaşın mutlaka bu sayıda muayene olduğu anlamına gelmiyor. Ülke genelindeki toplam müracaat sayısının nüfusa oranlanmasıyla elde edilen bir ortalamayı ifade ediyor.
Ayrıca her müracaatın farklı bir kişiye ait olduğu düşünülmemeli. Aynı kişi yıl içinde farklı sağlık kuruluşlarına veya aynı hekime birden fazla kez başvurabilir.
Bu artış hekimlerin iş yükünün de beş katına çıktığını gösteriyor mu?
Rakamların ortaya koyduğu en önemli soru bu.
Hekime müracaat sayısının yaklaşık beş katına çıkması, tek başına hekim başına düşen iş yükünün de aynı oranda arttığını kanıtlamıyor. Bunun için aynı dönemlerdeki hekim sayısının, çalışma sürelerinin, sağlık kuruluşlarının dağılımının ve başvuruların niteliğinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Örneğin toplam başvuru sayısı artarken hekim sayısı da artmış olabilir. Bununla birlikte hekimlerin branşlara, illere ve sağlık kuruluşlarına dağılımı aynı olmayabilir. Bazı hastanelerde veya branşlarda yoğunluk yaşanırken başka alanlarda farklı bir tablo ortaya çıkabilir.
Bu nedenle sağlık sistemindeki iş yükünü değerlendirirken yalnızca toplam hekim sayısına veya toplam başvuru sayısına bakmak yeterli değil.
Sağlık çalışanları açısından asıl mesele ne?
Hekime müracaat sayısındaki yükseliş, sağlık hizmetlerinin planlanmasında insan kaynağının nasıl değerlendirildiği sorusunu öne çıkarıyor.
Hekimlerin günlük muayene sayıları, randevu aralıkları, poliklinik yoğunluğu, nöbetler, idari sorumluluklar ve branşlara göre değişen hizmet talepleri çalışma koşullarını etkileyebilen unsurlar arasında yer alıyor.
Ancak bu unsurların her biri için ayrı ve karşılaştırılabilir verilere ihtiyaç var. Toplam müracaat sayısından hareketle bütün hekimlerin aynı yoğunlukta çalıştığını söylemek mümkün değil.
Hekimlerin deneyimi bu tabloya ne söylüyor?
Resmî istatistikler, Türkiye’de hekime müracaat sayısının uzun dönemde ne kadar arttığını gösteriyor. Fakat bu artışın günlük çalışma hayatına nasıl yansıdığını anlamak için sahadaki deneyimlerin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Sizce son 10–20 yılda hekimlerin iş yükü nasıl değişti?
- Günlük muayene sayıları arttı mı?
- Polikliniklerde hastalara ayrılan süre yeterli mi?
- Artan sağlık hizmeti talebine karşılık personel planlaması yeterli düzeyde mi?
- Hangi branşlarda ve hangi sağlık kuruluşlarında yoğunluk daha fazla hissediliyor?
Bu soruların yanıtları, istatistiklerin tek başına gösteremediği çalışma koşullarını anlamak açısından önemli.
Not: Hekime müracaat sayısındaki artış, tek başına personel yetersizliğinin kanıtı değildir. Ancak sağlık hizmetlerine olan talebin uzun dönemde nasıl değiştiğini gösteren güçlü bir veridir. Personel ihtiyacını değerlendirmek için hekim sayısı, branş dağılımı ve çalışma koşullarına ilişkin verilerle birlikte ele alınmalıdır.
