Sağlıktan Haber

Son araştırmalar ortaya koydu. Organ nakline alternatif bir yöntem olabilir

Yayınlanma: Eylül 9, 2026 – Yazar: Sağlıktan Haber

Kaynak: www.ntv.com.tr

Son araştırmalar ortaya koydu. Organ nakline alternatif bir yöntem olabilir

Son araştırmalar, enjekte edilebilir minyatür dokuların organ nakline alternatif bir yöntem olabileceğini öne sürüyor.

Karaciğer nakli sırasında yaşanan zorluklar, sağlam bir karaciğere, bir ameliyathaneye ve bu zorlu prosedürü geçirebilecek kadar sağlıklı bir hastaya ihtiyaç duyulmasından kaynaklanıyor. Organ talebinin arzı aşması ve bu alanda uzmanlaşmış cerrahların yeterince erişilebilir olmaması gibi engeller, bekleme listesinde üst sıralarda yer alan en ağır durumdaki hastaların bile bu fırsatı kaçırmasına yol açabiliyor.

 

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’ndeki (MIT) bilim insanları, bu sorunlara yönelik bir çözüm üzerinde çalışıyor. Vücudun kan dolaşımına bağlanan ve doğal karaciğer hücrelerinin ürettiği protein ve enzim karışımının aynısını üreten enjekte edilebilir “mini karaciğerler” hastalara umut oluyor.

 

Şimdiye kadar sadece farelerde test edilen bu yöntem, yedek bir organın yokluğunda bu minyatür dokuların, karaciğer hücrelerinin hayat kurtarıcı işlevlerinden bazılarını üstlenebileceği yönünde. Kan pıhtılaşmasına yardımcı olmak, kan dolaşımını detoksifiye etmek ve ilaçları parçalayarak sindirilmesini sağlamak, bu işlevlerin arasında yer alıyor.

 

Rejeneratif tıbba yeni bir bakış açısı getiren bu yöntem sayesinde işlevini yitirmiş organlar, özel olarak tasarlanmış daha küçük yedek organlardan oluşan bir uydu ağıyla destekleniyor.

 

Bilim insanlarının açıklamalarına göre, vücutta herhangi bir yere yerleştirilebilen ve çalışmaya başlayabilen bu uydu mini organlar, geçen yüzyılda ilk kez hayata geçirildiğinde bir mucize gibi görünen organ naklinin yerini bile alabilir. 

 

Dünyadaki ilk tam organ nakli olarak tarihe geçen özdeş ikizler arasındaki böbrek transferi de ironik bir şekilde 1954 yılında Massachusetts’teki bir hastanede gerçekleşmişti.

En güncel araştırmalar, karaciğer fonksiyonunu iyileştirmenin cerrahi operasyonlara alternatif yollarını araştıran tıp doktoru, mühendis ve MIT profesörü Sangeeta Bhatia tarafından yürütülüyor.

 

Karaciğer hücreleri olan hepatositlerin sıklıkla dağılmalarından dolayı vücuda enjekte edilmesi her zaman etkili olmuyor, ancak bu yaklaşım bazı genetik karaciğer bozukluklarını düzeltmek için kullanılıyor. Hücreleri bir biyomateryal yapıya sabitlemek, hücrelerin yerlerinde kalmalarına yardımcı olsa da, bu da cerrahi implantasyon gerektiriyor ve araştırmayı asıl hedefinden saptırıyor.

 

İnsan karaciğer hücre kümelerinin, farklı koşullar altında sıvı veya katı gibi davranabilen hidrojelli mikrokürelerle karıştırılması sayesinde bu konuda da büyük bir ilerleme kaydedildi. Yapışkan karışım bir şırınga ile enjekte edilebiliyor ve vücut içinde birleşebiliyor. Araştırmacılar, bu kararlılığın karaciğer hücrelerinin kan dolaşımına bağlanmasına ve işlev görmeye başlamasına olanak sağlayacağını düşünüyor.

Bu yöntemi test etmek için Bhatia ve meslektaşı Vardhman Kumar, insan karaciğer hücreleri, hidrojelli mikroküreler ve dokuların bir araya gelmesine yardımcı olan fibroblastlardan oluşan bir karışımı, ultrason kullanarak enjeksiyonları doğru yere yönlendirerek, sağlıklı, bağışıklık sistemi baskılanmış farelerin karın yağ dokusuna enjekte ettiler. Sonuç olarak, bu minik uydu karaciğerler, çalışmanın sekiz haftalık süresi boyunca canlı ve izlenebilir kalarak beklenen proteinleri üretti.

 

Araştırmacılar, bulgularının hepatosit naklinin büyük cerrahi işlemlere dayanmadan yapılabileceği olasılığını ortaya koyduğunu belirtiyor. Enjekte edilebilir minyatür dokuların, hastalar nakil beklerken geçici bir tedavi olarak da kullanılabileceğini ve takviye enjeksiyonlarıyla dozun artırılabileceğini öne sürüyorlar.

Birmingham Üniversitesi’nde deneysel hepatoloji profesörü olan Patricia Lalor, karaciğer nakli bekleyen hastalar için tedavilerin genişletilmesine acil ihtiyaç olduğunu belirterek, enjekte edilebilir mikroküreleri etkileyici bulduğunu vurgulasa da bunun naklin yerini hemen alamayacağını da sözlerine ekledi.

 

“Enjekte edilen hücreler, bir fare karaciğerinin toplam hacminin yalnızca yaklaşık yüzde 5’ini temsil ediyordu ve sadece insan hepatositleri ve fibroblastlarının bir karışımından yapılmıştı… Hasar görmüş bir karaciğerde bulunan tüm farklı hücre tiplerini değiştirmek için daha fazla geliştirme gerekecektir.” diye açıklamada bulundu Lalor.

 

Lalor ayrıca, bağışlanmış karaciğerlere başvurmadan hücre temin etmenin zorluğuna ve bağışıklık reddi riskinin devam ettiğine dikkat çekti. Gelecekte, hepatositler hastanın kendi kök hücrelerinden yetiştirilebilir.

 

MIT araştırmacıları, “mini karaciğerlerinin” insan denemeleri için ne zaman klinik kullanıma girebileceğini belirtmeseler de makalelerinde, tek bir enjekte edilebilir minyatür dokunun ne kadar büyük olabileceği ve ne kadar süreyle etkili olabileceği gibi daha fazla çalışma gerektiren belirsizliklere işaret ediyorlar.

Habere git