2026-TUS 2. dönem yerleştirme sonuçları, özellikle çocuk sağlığı ve çocuk cerrahisi alanlarında dikkat çeken bir tabloyu ortaya koydu. Çocuk cerrahisinde açılan kadroların yaklaşık yarısının boş kalması, uzman hekim yetiştirilmesi ve sağlık hizmetlerinin geleceği açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.

2026-TUS 2. dönem yerleştirme sonuçlarına ilişkin yayımlanan değerlendirmelerde, çocuk cerrahisi branşında 120 genel kontenjanın 58’inin boş kaldığı belirtildi. Böylece branşta boş kalma oranı yaklaşık yüzde 48’e ulaştı.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları branşında da benzer bir sorun dikkat çekti. 827 genel kontenjanın 225’inin boş kaldığı, doluluk oranının yaklaşık yüzde 73 seviyesinde gerçekleştiği bildirildi.

Asistan hekimlerin çalışma koşulları yeniden gündemde

Kontenjanların boş kalması, yalnızca tercih sayıları üzerinden değerlendirilecek bir konu değil. Uzmanlık eğitimi sürecindeki çalışma koşulları da tartışmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Hekimsen, 29 Ekim’de yaptığı açıklamada özellikle çocuk branşlarında görev yapan asistan hekimlerin ağır nöbet yükü, yoğun hasta sorumluluğu ve malpraktis baskısı altında çalıştığını savundu.

Sendika, gün aşırı nöbet uygulamalarına son verilmesi, nöbet sonrası dinlenme hakkının güvence altına alınması, fazla çalışma ücretlerinin eksiksiz ödenmesi ve uzmanlık eğitiminin hizmet yükü altında kalmaması çağrısında bulundu.

Boş kalan kadrolar gelecekte hizmet açığına dönüşebilir mi?

Çocuk sağlığı ve çocuk cerrahisi, sağlık sisteminin kritik uzmanlık alanları arasında bulunuyor. Bu branşlarda uzmanlık eğitimine yönelik talebin düşük kalması, uzun vadede uzman hekim dağılımı ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından değerlendirilmesi gereken bir konu.

Ancak tek bir TUS dönemindeki yerleştirme sonuçları, doğrudan çocuk uzmanı açığı yaşandığını kanıtlamıyor. Kontenjanların hangi kurumlarda boş kaldığı, önceki dönemlerle karşılaştırma ve mevcut uzman hekim dağılımı da birlikte incelenmeli.

TUS sonuçlarının ortaya koyduğu tablo, uzmanlık eğitimindeki çalışma koşullarının ve hekimlerin branş tercihlerini etkileyen nedenlerin yeniden ele alınması gerektiğini gösteriyor.